- - -
"TANRI" İSA'NIN BABASI MI?..
Ateistforum > ATEİSTFORUM >
Sayfa: 1, 2, 3
aykırı
ama var olan bir olay bu demekki mucize
deicide
QUOTE
arkadaşlar hala tutturmuşsunuz x kromozomu yok y kromozomu olay mucizedir bilim açıklayabiliyormu bu olayı net konuşun


Ne olayı, hangi olay? İsa gibi hakkında efsanelerden başka hiçbir somut kanıt olmayan bir masal kahramanının babasız doğma rivayeti mi? Önce İsa diye birisinin yaşadığını tarihsel belge ve tanıklarla ortaya çıkar, belgele, sonra onun gerçekten babasız doğduğunu göster ki mucizeyi tartışalım..
deicide
fth,

Demek İsa'nın XX kromozomlu bir erkek -bir hünsa- olduğunu öne sürüyorsun.. İlginç..
root
allah parmakm izleri konusunda süper bir uzman öyleki ama sadece parmak izleri yoktur iris tabakasından tut daha bir çok şey canlılarda benzerlik olmayan bir çok şeyler var. parmak izni o kadar besbelli anlatıyor ki ayeti zaten herşeyi kendinizie göre çekip düzenliyorsunuz ya bari kendi dininize dürüst olun.

Bunun sebebini söyleyeyim öğren her canlının oluşumundaki etkileşim farklıdır. Yani şöyle düşün anne+baba = oğul şimdi bu birleşmeden tabiki farklı olaca bu mücize değil ama şunu denemek gerekir eğer sen kendi kendini döllemeyi başarırsan ve yine farklı çıkarsa onu araştırmak gerekir smile.gif
maki
QUOTE(aykırı @ Apr 4 2006, 18:06 PM) *

ama var olan bir olay bu demekki mucize



olmus olan olay konusunda elastık zar teorısı neden kafana yatmıyor o zaman..
pacohas
fth
ayette parmak izlerine işaret edildiği o kadar açık ki!


"Evet" bu bir tasdik (onaylama) edatıdır. Şu kadar var ki bu, "neam, (evet), lâ (hayır) gibi değil, olumsuzluğu isbat suretiyle tasdik ve onay ifade eder. Mesela, "daha gelmedi mi?" şeklinde sorulan olumsuz bir soruya "evet" yahut "hayır" ile cevap verilse, "evet gelmedi, hayır gelmedi" denilmiş gibi olduğu halde, aynı soruya "belâ" ile cevap verildiği zaman "evet geldi" denilmiş olur. Onun için biz "belâ" kelimesini fiili söylemeden yalnız olarak terceme edemiyoruz. Burada "toplayamayacağımızı mı sanıyor?" sözüne karşılık "belâ" denilmesi, "evet toplarız" demektir.

"Gücü yeten kişiler olarak." Bu kelime metinde bulunmayan ve "toplarız" şeklinde takdir edilen fiilin (Failinin) hâl ve durumunu bildirir. Mânâsı: "Evet, biz onun kemiklerini öyle bir araya getirir, derler toplarız ki, parmaklarını bile eski düzgün hallerine getirmeye gücümüz yeterek yani sade o iri kemiklerini değil, vücudun en ince oluşumuna varıncaya kadar hepsini, hatta gövdesinin, kol ve bacaklarının en ince uçları olan parmaklarını, uçlarındaki inceliklere varıncaya kadar tamamiyle düzeltmek şartıyla derleyip toplamaya gücümüz yeter.

Parmak uçlarının yaratılışında bu suretle inceliğe işaret edilmiş olması zahirî (yüzeysel) ve basit bir şey değil, onların yaratılışında göründüğünden çok derin ve önemli incelikler bulunduğunu gösterir. Evvela insan en önemli işlerini elleriyle yapar, onun için el güç ve kudretin sembolü sayılır. "Şu iş onun elindedir", "elinden gelir", "eli dardır", "eli geniştir", "eli uzundur", "eli kısadır", "eli açıktır" ve "eli sıkıdır" gibi güç mânâsı ile ilgili olan ifadeler, ele nisbet edildiği kadar hiçbir uzva nisbet edilmemiştir denilebilir. Sonra elin bütün kıymeti ise parmaklardadır. El ile yapılan bütün işlerin parmakla ilgisi vardır. Onun için on parmağın diyeti, iki elin diyetine eşittir. "Filân işte onun parmağı var." sözü de parmağın etki ve güç alameti olduğunu anlatır. Parmakların bütün incelikleri de uçlarındadır. Parmaklarda ve parmak uçlarında öyle enteresan bir sanat ve öyle ince bir duyarlılık vardır ki anatominin ve doku biliminin incelikleri bile onu kavramaya yeterli olmaz. Dokunma duyusunun hemen hemen bütün incelikleri onlarda toplanmıştır. Kaba bir misal ile karanlık bir gecede mesela bir kiler veya bir dükkanda gezinirken elinizdeki bir baston ile şuraya buraya dürttükçe şu taş, şu toprak, şu tahta, şu un çuvalı, şu pirinç veya bulgur çuvalı, şu kahve veya fasulye çuvalı, şu şeker, şu kömür çuvalı diye birçok şeyleri ayırabilirsiniz ki bütün bunlar, bastondan gelebilen türlü titreşimlerin nevilerini parmaklarınızın sinir uçları ile aldığı duyum ağının incelikleridir. Bir taraftan silah gibi birçok şeylere direnip dayanan tırnakların sertliğiyle uygun kaslarının dayanıklı teşkilatı içinde böyle farklı zariflik ve incelikleri kapsayan ve büyük büyük çekiç ve külünk darbeleri ile yazı, nakış, resim, süsleme ve yazı taramaları gibi en ince çizgileri çizen ince ve zarif kalemleri, fırçaları, iğneleri yapma ve yönetmeye alet olan parmaklar ve uçları hemen hemen insanlardan meydana gelen işlerin en önemli bölümünün ortaya çıktığı yaratılış boğumlarıdır. Bunların tam olarak okunması bilinse, bir insanın her şeyini olmasa da pek çok özelliğini ifade ettikleri anlaşılır. Şu halde "parmaklarını bile düzeltmeye gücü yeterek" denilmesinde, "o insanın ellerinden çıkan iyi kötü bütün iş ve eserlerle beraber düzeltebiliriz" denilmek gibi derin bir mânâ vardır. Bunları yaratan elbette yine derleyip toplayabilir. Evet yüce Allah insanın bütün özelliklerini bir küçük hücrede toplayıp misal olarak gösterebilir. Nitekim kuyruk sokumundan bir zerre içinde bir insanın bütün özelliklerini toplar.


Al sana Elmalılı tefsiri bak bakalım parmak izi varmı. Nereden çıkarıyorsun parmak izini. O yaşar Nurinin düşüncesi
aykırı
şimdide bezelyelere geldik herhal
deicide
İnsanların sadece parmak uçları değil, her organının her ayrıntısı kendine özgüdür. İrisindeki örüntüler, retinasındaki damarların dağılımı, elindeki çizgiler, dilindeki izler, iç organlarının mikroskopik yapısı... Esas mucize, her mikroskopik ayrıntısı hatta bundan geçtim, herhangi bir organının ufak bir parçasının mikroskopik ayrıntısı birbirinin tıpatıp aynısı olan iki insan olurdu. Parmak izlerinin bunlardan tek farkı, pratik olarak kolayca insanlar tarafından kimlik tespitinde kullanılabilmesi. Ama aynı şey bugün el izi, iris, vs için de kullanılabiliyor.. Ayette apaçık "tepeden tırnağa" anlamında zikredilen parmak izlerinden sözedilmesinde mucize arayanlar zırcahildir, eğer demagog değillerse..
maki
bezelyelere gelmeden once ısanın meryemın yasamıs oldugunu meryemın ısayı dogururken hala bakıre oldugunu ve meryemın elastık bır kızlık zarı olmadıgını kabul etmemız lazım..
root
tabi bilime kafan basmıyor normal cevap yok sadece fetoş ve haruş dan copy paste
fth
Ben sadece bilimsel bir senaryo çizmemi istediler, aklıma göre birşeyler dedim ve ekledim. en doğrusunu Allah bilir, ben sadece düşünürüm.

mucizelerin bilimsel izahını yapmaya çalışmak zaten mantıksız bence.
maki
ben bu kadar seye ınansam rahatlıkla y kromozmu olamdan erkek cocuk dogurulabılecıne ınanırdım ama olmuyor ıste napalım..
pacohas
Ne ayette ne de tefsirde parmak izi diye birşey geçmiyor. Öyle birşey yok. Oğuz önceki sayfada açıklamasını yaptı bende yukarda Elmalılı tefsirini yapıştırdım.
maki
pacohas be
nehırden akan pızza nasıl olacak daldan toplasak..
pacohas
pacohas be
nehırden akan pızza nasıl olacak daldan toplasak..


Sende daldan toplarsın ozaman biggrin.gif Önce Cennet için yapılan giriş sınavlarını kazan sonra Allahla hallet o meseleyi
aykırı
bu şarkı bitmez
90' 00"
QUOTE(ReSSaM @ Apr 4 2006, 17:25 PM) *
90'00" Ordaki biz kavramı çoğul anlamda değildir. Bunu biliyor olman gerekirdi. Biz derken bile insanlara yaptıklarınızla böbürlenmeyin BENcil olmayın mesajını veriyor Allah. Kuranda herşey açık açık yazılmış olsaydı o zaman kimse düşünmek için kafasını yormazdı. ayetin meailnden bu sonucu çıkaramaman ilginç ben daha zeki olduğunuzu düşünüyordum.
Mucize arapçada aceze köünden gelir ve aciz anlamındadır. Mucize ise aciz bırakan demektir. Terim olarak mucize insanların tek başlarına beşeri özelliklerle yapmaları mümkün olmayan ilahi yardım ile ancak yapılabilen sözler ve davranışlardır. Yeterli mi?
Anlaşıldı. Din dersini hallettik, şimdi de Türkçe derslerine başlayacağız. Ana dili olarak Arapçayı benimseyen kimseler için Türkçe ağır ve anlaşılmaz gelebilir tabi. Çünkü Arapça gibi dansöz dili değildir. Allahın apaçık gönderdik dediği Kuranı 50 çeşit anlama büründürebilmek herhalde Türkçenin değil, Arapçanın marifeti olsa gerek.

Neyse, gelelim şu ünlü ayet mealimizi parmaklamaya:

1 - HAYIR, SANDIĞI GIBI DEĞIL! BIZ ONUN PARMAK UÇLARINI DA TAM BIR BIÇIMDE DÜZENLEMEYE GÜCÜ YETENLERIZ.
2 - EVET, BIZIM, ONUN PARMAK UÇLARINI BILE AYNEN ESKI HALINE GETIRMEYE GÜCÜMÜZ YETER.
Bak şimdi. Bu iki mealde söz konusu olan ve söyleyen ağızdan çoğul olarak çıkan kimlik, her ikisinde farklı. Birincide "gücü yetenleriz" diyor, bu, Türkçede birden çok kişi adına konuşan bir sözcünün ifadesidir. İkincide "gücümüz yeter" ifadesi ise, senin kastetmeye çalıştığın olaydır. Yani, birinci tekil şahsın, kendinden bahsederken birinci çoğul şahıs ekini kullanmasıdır. Bu, büyüklük taslamak, böbürlenmek için kullanılır. Senin yine de yanlış olarak yorumladığın durum budur. Oysa benim dikkat çektiğim, birinci mealdeki ifadedir. Bilmem şimdi anlayabildin mi farkı ve neyi kastettiğimi ama ben, yine soruyorum: Kimdir bu gücü yetenler?
sonsuzluk
QUOTE(90' 00" @ Apr 4 2006, 14:50 PM) *

Masalları bilimsel veriler ışığında açıklamaya çalışmanıza hayranlık ve saygı duyuyorum.

Bir de hep merak etmişimdir; Kırmızı Başlıklı Kız'ın, Kurt'un karnından nasıl tek parça halinde çıkabildiğini bilimsel olarak açıklar mısınız rica etsem?



GÜNLERDİR HİÇ BUKADAR GÜLMEMİŞTİM YANİ ALLAHA İNANSAM ALLAH RAZI OLSUN DİYECEĞİM

AMA BENİ GÜLDÜRDÜĞÜN İÇİN TEŞEKKÜRLER......
Muhafazakar
Ne kadar saçma sapan görüşler yazmışsınız.Kuran'da Hz.İsa'nın çarmıha gerilmediği,göğe yükseltildiği ve onun yerine başkasının geçtiği yazar.Bilmeden cahil cesaretiyle yalan yanlış inançları savunuyorsunuz.Yazık size.Bilmek de önemli ama asıl önemlisi Yunus Emre'nin şu mısraları
İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsen
Bu nice okumaktır
Ayrıca İslam dini diğer dinlerin toplamıdır diyen bir gafili ilk defa görüyorum.İslam Hz.Adem'den önce vardı ancak insanlar buna uymadığı için evrensel ve son din İslam gönderildi.Siz inanma ihtiyacınızı ineğe taparak gideriyorsunuz herhalde.Sonunuz Firavun gibi olacak haberiniz olsun
bilelimogrenelim
Cümle 1: "İslam Hz.Adem'den önce vardı"
Cümle 2: "İnsanlar buna (yani İslam'a) uymadığı için son din İslam gönderildi"

Şu ilmi, şu mantığı biz de bilip öğrenebilsek? smile.gif

Yani Windows tarihten önce de vardı, bilgisayarları zart zurt göçerttiği için XP gönderildi gibi ...
sonsuzluk
QUOTE(Muhafazakar @ Apr 4 2006, 21:08 PM) *

Ne kadar saçma sapan görüşler yazmışsınız.Kuran'da Hz.İsa'nın çarmıha gerilmediği,göğe yükseltildiği ve onun yerine başkasının geçtiği yazar.Bilmeden cahil cesaretiyle yalan yanlış inançları savunuyorsunuz.Yazık size.Bilmek de önemli ama asıl önemlisi Yunus Emre'nin şu mısraları
İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsen
Bu nice okumaktır
Ayrıca İslam dini diğer dinlerin toplamıdır diyen bir gafili ilk defa görüyorum.İslam Hz.Adem'den önce vardı ancak insanlar buna uymadığı için evrensel ve son din İslam gönderildi.Siz inanma ihtiyacınızı ineğe taparak gideriyorsunuz herhalde.Sonunuz Firavun gibi olacak haberiniz olsun


SENİN O HERŞEYİ BİLEN ALLAHIN İNSANLARIN ADEMDEN ÖNCEKİ İSLAMA UYMAYACAĞINI VE YENİSİNİ GETİRMEK ZORUNDA KALACAĞINI BİLMİYORMUYDU BİLİYORSA NEDEN O ADEMDEN ÖNCEKİ İSLAM VARDI

AYRICA BURADAKİLER İNEĞE FALAN İNANMAZLAR AMA İNEĞE BİLE İNANSALAR HİÇ OLMAYAN BİR MASAL KAHRAMANINA İNANMAKTAN BİR İNEĞE İNANMAK DAHA AKILLICADIR ÇÜNKİ İNEK VARDIR AMA O Y O K

VE İNEĞİ BİR TANRI DİYE SAVUNMAK DAHA MANTIKLIDIR ONU SAVUNMAK İNSANI OLMAYAN BİRŞEYİ SAVUNMAK KADAR KÜÇÜK VE APTAL DURUMUNA DÜŞÜRMEZ. HİÇ DEĞİLSE SOMUT BİRŞEYLER SÖYLEYE BİLİRSİN . BAK BANA SÜT VERİYOR, BAK BANA ET VERİYOR, BAK BANA DERİSİNİ VERİYOR DİYEBİLİRSİN...........
baris08
QUOTE
İsa'nın kendini feda etmesiyle insanların günahları arasındaki bağlantı nedir? Ben pek bir tutarlılık göremiyorum. İsa kurban diye aradım ama çıkmadı, arşivde kalmış herhalde


Alternatifforum da birşeyler buldum buraya kopyalıyorum:



"Hristiyanlara göre Tanri "keyfiyen" birsey yapamaz.Bu onun dogasina aykiridir.Yani islamiyetten farkli olarak Tanri'nin yapamayacaklari seyler vardir.Yalan söyleyememe,günahlari keyfi bir sekilde affedememe.gibi.

hristiyanlara göre Tanri sonsuz merhamet sahibi oldugu gibi sonsuz adalet sahibidir de.
Eger sonsuz merhametini kullanip günahlari keyfiyen "affettim" diyerek affetmeye kalksa bu durum Tanri'nin sonsuz adaleti kavramiyla çelisir.O nedenle bu mümkün degildir..Iste bu nedenle de "keyfiyet" mümkün degildir.Bu bir mahkemenin bir sanigi yargilarken "oglum pisman misin?" "pismanim" "öyleyse affettim hadi git" demesine benzer.Bu da adaletli bir yaklasim degildir

Peki ne yapilmasi gerekir?

Tanri günahlara karsi sonsuz adaletini göstermeye kalksa insanoglunu kesinlikle çok siddetli biçimde cezalandirmasi gerekir.insanoglu tam saf kutsal Tanri karsisinda günahlidir çünkü.yaptigi en ufak bir hata karsisinda Tanri'nin sonsuz adaleti oldugu için onun insanlari cezalandirmasi gerekir..insanoglu bu sekilde gün yüzü görmez.
Bu durumda hakli olarak "Tanri'nin merhametine ne oldu" diye sorabilirsiniz.

Bir yanda Tanri'nin sonsuz adaleti, diger yanda Tanri'nin sonsuz merhameti..Ikisi de birbiriyle çelismemeli ve çelisemez.
Iste bu durumda yine Tanri’nin birseyler yapmasi gerekiyordu...Bu nedenle sonsuz merhametini gösterdi ve Isa Mesih dünyaya geldi.
Bu durum Tanri’nin sonsuz merhametini göstermesiydi.

Yu 3:16 “Çünkü Tanri dünyayi o kadar çok sevdi ki, biricik Oglunu verdi. Öyle ki, O'na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasin, ama hepsi sonsuz yasama kavussun.”

Der...

Hristiyanlara göre üzerimizdeki hakli olan Tanri yargisini kaldirmak için Isa Mesih insalar için öldü.

Bu durum su örnege benzer.


Bir yargiç gerçekten suçlu olan kendi kizini yargilmak zorunda diyelim.Onu çok seviyor..Ama “kizim seni affettim” dese adil bir yargiç olamaz.Kizini agir bir sekilde cezaya çarptirsa bu sefer de kizina karsi merhameti sorgulanabilir.

Peki ne yapabilir? Kizini agir para cezasina çarptirir sonra da bu parayi çikarip kendi cebinden öder.

Iste çarmih konusunun mantigi da hristiyanlara göre bu sekildedir...Bu yargiyi Isa’nin ölümü kaldirmistir..

Tanri’nin adaleti=Isa’nin ölümü

Tanri’nin merhameti=Isa’nin dünyaya gelmesi

Seklinde olmus ve sonsuz adalet ve sonsuz merhamet kavramlari böylece çelismemistir..

Tanri’nin sonsuz merhameti bu sekilde gerçeklesmistir...
Hristiyanlara göre çarmih konusunun en basit anlamda açiklamasi budur..
3)Çarmihin mantigin açikladiktan sonra simdi de Tanri sözünün neden beden aldigini açiklayalim.
Kutsal Kitap literatüründe taa Tevrat’tan gelen bir gelenek vardir.Bu, “kurbanin herhangi bir kusuru olmamasi gerekliligi” dir..Bugün islamda da mesela kurban bayraminda bir koç keserken koçun saglikli ve kusursuz olmasina dikkat edilir.
Hristiyanlara göre;

Isa’nin ölümünün bir “degeri” olmasi için onun TAM SAF bir insan olmasi gerekir.Ama Kutsal kitabin beyanina göre insan günahlidir.Yeryüzündeki hiç kimse tamamen saf degildir...olamaz da...Insanoglu tamamen saf olamaz.bu onun dogasina aykiridir.TAM SAF VE KUTSAL OLAN BIRI VARSA O SADECE TANRI’DIR

Ama ölümün degeri (yukaridaki açiklama) olmasi için kurbanin tamamen saf olmasi gerekir.

Insanoglu da saf olamayacagina göre iste bu nedenle Isa’ya yani BIR INSAN BEDENINE Tanri’nin sözü yüklenmis hipostatik birlesme yoluyla Isa Mesih dünyaya gelmistir.O %100 insan ve %100 Tanri’dir...”Tanri” olmasi gerekiyordu çünkü Tanri’dan baska kimse saf degildir...Ayni zamanda insan olmasi gerekiyordu çünkü Tanri’nin adaletini yerine getirmek için kurban olmaliydi

Bu nedenle Isa, Incil’de sürekli “bende günah olmadigini bilirsiniz” der...Ayrica yine Isa Incil’de “Canimi benden kimse alamaz ben onu kendiligimden veririm” demistir..."
Muhafazakar
Aklınıza şaşayım sizin.Allah insanları dünyaya imtihan için göndermiştir.İslamın en son olarak gönderilmesi de kıyametin habercisi olarak değerlendirilebilir.Allah, şeytan'ın itaat etmeyeceğini,Hz.Adem'in şeytana uyacağını,sizin gibi sapıkların ezelden ebede var olacağını bilmiyormuydu da size bu kadar yanlış düşüncelere sahip olmanıza rağmen merhametini eksik etmiyor.Allah yoksa bu evren nasıl var oldu?Maymundan geldiysek maymun nereden geldi?Bu kadar muhteşem bir düzen kendi kendine nasıl var oldu?İnsan gözü kadar mükemmel bir gözü yüce kudrete sahip Allah'tan başka kim yaratmış olabilir?Bu soruları kendinize sorun ve cevabını almaya çalışın.O zaman ateist olur musunuz görüşürüz.Peygamberimize soruyorlar:Müslüman kimdir?Cevap veriyor:Müslüman elinden,dilinden,azalarından kimseye zarar gelmeyendir.Siz bu anlayışa asırlar boyunca düşünseniz yine ulaşamazsınız.İneğin olduğunu görüyorum ama Allah'ı göremiyorum o zaman Allah yok demek saçmalıktan ibarettir.Eınsteın bulduğu gezegenin var olduğunu matematikle ispat etmişti ancak gözüyle görmemişti değil mi?Ateist olmak marifet değildir arkadaşlar bunu böyle bilin.Aranızda çok okumuşlarda var ama onlar da blgi yüklü merkepten farksız
deicide
QUOTE
"Hristiyanlara göre Tanri "keyfiyen" birsey yapamaz.Bu onun dogasina aykiridir.Yani islamiyetten farkli olarak Tanri'nin yapamayacaklari seyler vardir.Yalan söyleyememe,günahlari keyfi bir sekilde affedememe.gibi.


Böyle bir Tanrı anlayışı, Tanrı'dan bağımsız -dolayısıyla Tanrı yaratımı olmayan, Tanrı gibi ezeli ve ebedi- iyilik, kötülük ve adalet kavramlarını öngörür. Buna göre, adalet diye bir şey vardır, bu Tanrı'nın iradesinden bağımsızdır ve Tanrı buna uymakla yükümlüdür. Böyle bir Tanrı'nın mutlak anlamda omnipotent olmadığı açık.

Her neyse, sorun bu değil. Sorun, hıristiyanlığın çarpık adalet anlayışı ve bu çarpıklığa inanılması, dahası olağanüstü bir mucize gibi yutturulmak istenmesi.

Hıristiyanlık, insanın doğası itibarıyla kötü olduğunu, ağzıyla kuş tutsa iyi olamayacağını öne sürer. Kötülüğün insanın özünde olduğunu, bunun da ilk günahtan kaynaklandığını savunur. Bütün bu palavralar, kötü olan insanın güya Tanrı'nın sonsuz merhameti uyarınca kurtuluşu ama sonsuz adaleti uyarınca da kötülüklerin karşılıksız kalmaması dolayısıyla kendi özünden oğlunu kurban etmesi ve kurtuluş için buna inanılması gerektiğini kitlelere yutturmak için uydurulmuştur.

Bir kere insan eğer özü itibarıyla kötüyse, bu kötülüğün sorumlusu dünyaya gelişinde hiçbir sorumluluğu olmayan, böyle yaratılmayı seçmeyen insan değil, onu yaratandır. İnsan eğer gerçekten hıristiyanlığın iddia ettiği gibi kötüyse, kötülük kendisinden değil, onu yarattığı iddia edilen Tanrı'dan kaynaklanmaktadır. Bu apaçık olgu el çabukluğuyla es geçilip, kötülük bir anda insana yüklenmektedir.

Asıl çarpıklık, adalet anlayışında. Allah adil olduğu için, kötülüklerin cezasını vermek zorundaymış, bunu hakkıyla yerine getirdiğinde ise insan gün yüzü görmezmiş.. Bu tam anlamıyla, kötülüğün kötülükle dengelenebileceğini sanan, kötülüğün karşılığını yine kötülük olarak gören intikamcı ve ilkel bir adalet anlayışıdır. Sen benim kolumu kestin, ben de senin kolunu keseyim, ödeşelim.. Ne oldu, kesilen kol yerine mi geldi? Sen benim canımı yaktın, ben de senin canını yakayım.. Senin canın yanmamış mı oldu böylelikle? Kötülüğün karşılığını kötülük olarak gören bir zihniyet, aciz ve ilkel bir zihniyettir. İnsanlar kendi yaşamlarında böyle düşünebilir, böyle yapabilir zaman zaman. Ama kötüye karşılık kötülük yapmak sonsuz kudret sahibi bir varlığa yakışır mı? Üstelik insanlar bile artık bu çarpık adalet anlayışını bir tarafa bıraktılar. Artık cezalandırma çağdaş hukukta öç alma değil, caydırma ve islah etme amacıyla yapılıyor.

Daha da çarpık olanı, birisinin günahının suçunu öbürü çektiğinde kötülüğün karşılığının verildiği sanısı. Günümüzde böyle bir saçmalığa inanılabilir mi? Bu da kefaretçi, diyetçi ilkel adalet anlayışının yansıması. Çağdaş hukukun en temel ilkesi, suç ve cezanın kişiselliğidir. Ali'nin suçunun cezası Veli'ye verilemez. Bu konuda her koyun kendi bacağından asılır diyen İslam, hıristiyanlıktan bin kat daha ileridir..

Bir de bunu desteklemek için saçma sapan, iler tutar yanı olmayan, neresinden tutarsan elinde kalan aptalca bir örnek verilmiş. Hakim kızını yargılarken suçunu cezasız bırakamazmış, para cezası verirmiş ama ona karşı merhametinden dolayı da cezayı kendi ödermiş.. Bir kere çağdaş hukukta hiçbir hakim yakınının davasına bakmaz. Böyle bir şey olduysa bile bu davaya başka bir hakim bakar. Bir de olay çarpıtılıp, para cezası öne çıkarılmış.. Suçu işle, parasını öde öyle mi?! Şımarık kızın da babasının parasıyla kurtulsun. Ne güzel, hem adalet yerine geldi, hem de zavallı kızcağız incinmedi, öyle mi!.. Bu kadar cehalet anca tahsille mümkün olur diye bir söz var. Bu kadar çarpık vicdan da herhalde anca imanla mümkün oluyor!.. Peki ya para cezası değil de hapis ya da idam cezası söz konusu olsaydı? Kanlı bir katil yerine annesi idam edilince adalet yerine mi gelirdi? Amaç ne? Bağcı mı dövmek, üzüm mü yemek. Herhangi birinin kanı dökülünce adalet yerine mi gelecek?

Peki Tanrı'nın merhametinden yararlanmak için tüm bu deli zırvalarına inanma zorunluluğuna ne demeli? Neden Tanrı'nın merhameti sadece inananlara oluyor? Bu saçmalığa inanınca ne değişiyor? Tanrı gerçekten merhametli ise ve zaten insanın kötülüğünün karşılığı bedenlenen sözünün kurban edilmesi ile verilmişse buna inanmayanlar ayrıca neden cezalandırılıyor? Ben inanınca kötülüklerimin karşılığı iki bin yıl önce verilmiş olduğu için bundan ötürü cezalandırılmayacaksam, imnanmayınca neden cezalandırılıyorum? Benim kötülüğümün cezası çekilmiş ve böylece ilahi adalet yerine zaten gelmişse bir de neden ayrıca ben ceza görüyorum? Çifte cezalandırma değil mi bu? Hani adalet, hani merhamet?

Tabi kazın ayağı öyle değil. Bu palavralara inanma zorunluluğu, hristiyanlığın üreme organıdır. Hıristiyanlık ilahi adalet ve merhametle ilgili kendi tezini öne sürmekle yetinseydi, insanlar muhtemelen gülüp geçerlerdi. İnanan inanırdı, inanmayan da eyvallahını çekerdi. Ama öyle olmuyor. Bu sonsuz adaletten yararlanmak karşılıksız olmuyor. İnanacaksın, iman edeceksin, vaftiz edileceksin, İsa'nın etini yiyip, kanını içeceksin, ayinlere katılacaksın, cemaatin parçası olacaksın, papaza tabi olacaksın, ağzından çıkan her abuk subukluğa tereddütsüz katılacaksın, katoliksen papanın otoritesini Tanrı'nın otoritesi sayacaksın, onun kutsadığına itaat edeceksin, savaşmaya, kan dökmeye çağırdığında gideceksin, elindekini avucundakini kiliseye vereceksin, misyonerlik yapacaksın, bu zırvalıkların yayılmasına hizmet edeceksin... Hani Tanrı merhametliydi, sevgisi karşılıksızdı? Ne gerek var o zaman bu kadar yükümlülüğe? Ama dediğimiz gibi kazın ayağı öyle değil. Bu yükümlülükler olmasaydı hıristiyanlık yayılabilir miydi? İşte onun için diyoruz bunlar hıristiyanlığın üreme organı diye.

Teşekkürler, biz almayalım kalsın!.. Oğlunu kurban eden Tanrı'nızın merhameti de sevgisi de kendinin olsun. Haçlarınızı, putlarınızı, deli zırvası kutsal kitaplarınızı, meryem heykellerinizi, ikonalarınızı, ekmeğinizi, şarabınızı, asanızı da alın ne yaparsanız yapın!
baris08
Sn deicide;

Söylediklerinize kesinlikle katılıyorum hristianlık saçma sayılabilecek bir inanç yalnız;

QUOTE
deli zırvası kutsal kitaplarınızı


Aynı şeyi Kur'an için de söyleyebilir misiniz? Yoksa müslüman sempatizanı veya gizli bir müslüman mısınız? Kur'an ile islam ile ilgili hiç eleştirinizi görmedim ondan soruyorum yanlış anlamayın. Kur'an çok mu mantıklı?Mesela Alah'ın dilediğini saptırması diledğini doğru yola getirmesi çok mu mantıklıdır? Veya Allah'n "Eğer isteseydim herkesi tek bir ümmet yapardım AMA HAYIR cehennemi insanlarla dolduracağıma dair kendi kendime yemin ettim" şeklindeki bir adalet anlayışı çok mu "gelişmiş" ve merhametlidir? Günah sevap terazisinde sevabın %51 e %49 olması durumunda kişinin cennete gitmesi mantıklı mıdır mesela? veya kişi ne kadar iyilik yaparsa yapsın isterse dünyanın en iyi insanı olsun,Tanrı'ya da inansın ama müslüman olmazsa hiçbir hesap tutulmadan direkt cehenneme yollanması çok mu mantıklıdır?

Bu konuyla ilgili:

http://www.turandursun.com/modules.php?nam...iewtopic&t=3096
deicide
Barış,

Kuran ve İslamla ilgili hiç bir eleştirimi göremediysen(iz) [ikinci tekil şahıs kullanmayı ve bana da aynı şekilde hitabedilmesini tercih ederim. Ama madem bana siz dedin(iz)...] demek ki bir çok mesajımı okumadın[ız].

Burada konu hıristiyanlık.. Hıristiyanlığı İslam'dan daha akıl dışı bulduğum doğrudur. Ama bu müslüman sempatizanı -haşa gizli müslüman- olduğum anlamına gelmez.

Tam da dediğin(iz) konudaki yakın tarihli bir yazım için:

http://forum.ateizm.org/index.php?act=ST&f...findpost&p=5297
90' 00"
İslamı eleştiriyorsun, hıristiyan misyoneri misin diyorlar. Hıristiyanlığı eleştiriyorsun, aynı şeyleri islam için de söyle diyorlar.

Ey kuş beyinli alıngan güruh! Ateistler tüm dinleri eleştirirler. Adı üstünde, Ateisttirler. Ama sadece insan oldukları için, bunu yeri geldikçe ve teker teker yapabilirler.
deicide
Neyse Barış08'i tenzih edelim.. Yanlış anlamış demek ki..